Orkun Sönmez

mimar,okur,izler,dinler


1 2 »

theme by latenightlattes. powered by tumblr.

hikâyeden…

- Bak, onlar tek birşeyin doğruluğuna inanıyorlar; yani uyanmadan, ölmeden veya buraya her nasıl geldiysen ondan önce yaşadığın boyutun doğru boyut olduğuna. Tek tanrılı bir din gibi görebilirsin bunu. Ama biz iki-üç tane ya da milyon veya milyar tane değil, sonsuz boyut olduğuna ve sonsuz tane tanrı olabileceğine inanıyoruz. Yani asla doğru boyut veya doğru tanrı diye birşeyin olamayacağına… Kısacası bu çöldeki tek bir kum tanesinin bile parıltısına kanmıyoruz.



[Flash 9 is required to listen to audio.]

-bir başka transnasyonel dubstep eseri-

artist : Sunskript
track : Mohabat
album: Kali Yuga


hikâyeden…

- Söyle hadi, en son ne zaman su içtin? …Heh. Dişlerini fırçalamanı sormuyorum bile. (acıyarak gülümsüyordu) Bak evlat bu senin neye inandığına bağlı. Normal olduğunu düşündüğün insanlar gibi yapabilirsin tabiki. Bu senin en doğal hakkın. Yani onlar gibi, bedenine zarar vermiyor gibi yapmak için sık sık su içebilirsin. Eline bir şey battığında sanki acıyacakmış gibi dikkatlice çıkartmaya çalışabilirsin. Tabi parmağını kesip atabilir, anında yeniden oluşmasını sağlayabilirsin de. Hem de hiç acı duymayacağından emin bir şekilde. Bir de ne var biliyor musun? (giderek yükselen bir ses tonu ve vurguyla) Sen de çok iyi biliyorsun ki canın acımaz da!

- Ne yani? bu din gibi bir şey mi? Sizin inanç sisteminiz bunun üzerine mi kurulu?

- Anlasana be çocuk bizim bir inanç sistemimiz yok. İnanç sistemi olanlar normal kabul ettiklerin. Aslında bir inanç sistemine ihtiyaçları olmadıkları halde bunu yarattılar ve buna göre yaşıyorlar. Buna yaşamak denirse.

Buna yaşamak denir mi? Güzel soru aslında. Bu çölde uyandığım andan beri bunu düşünüyorum zaten. Bu sorunun cevabını bilen ve güvenebileceğim birini bulma umuduyla devam ediyorum. Biliyorum, mucize bekliyorum.


hikâyeden…

- Bu zararsız vahşet hiç de kolay vazgeçilebilecek bir şey değil. Kabul etmelisin. Eğer canın acımazsa, zarar veremezsen, kendini asla vahşet yaratmaktan alıkoyamazsın. Şu anda bile kendine, kendi bedenine zarar vermeye çalışıyorsun. Acı çekmediğin için umursamamak kolayına geliyor.

Ağzıma bakıyordu. Ne söyleyeceğimi umursamayacaktı bile. Niye öyle bakıyordu?

- Aah dişlerimi fırçalamıyorum evet, çünkü dişlerim ağrımıyor ve sararmıyor, çürümüyor.

- Dişinden bahseden kim? Her ne kadar sıcak olmasa da sonuç olarak çöldeyiz. Yani su yok! Sadece canının çektiği şeyleri yiyorsun veya içiyorsun. Kuruma hissi olmadığından asla susamıyorsun. Ama birşeyler yiyip içtikçe idrarın geliyor. Acı hissedebiliyor olsaydık, hiçbirimiz penis yakan acı verici idrarı ikinciye yapmak istemezdik. Ama bunu umursamıyoruz bile. Sen hiç umursadın mı bunu?

Sanki bir anda ciddileşmişti, bir anda ne diyeceğimi umursar olmuştu. 



[Flash 9 is required to listen to audio.]

-arap ezgili dubstep-

artist  : BiOniC LoVe SoUnDSyStEm
track  : Dubsteppin’ Into Armageddon
album: EthnosonicSUBfunk Theories


hikâyeden…

- Yani… demek istiyorum ki… artık bu kanlı işlere biraz ara verelim, bir kendimize gelelim, kafamız yerine gelsin. Kendimize biraz dışarıdan bakma imkanı verir. Yani akıl sağlığımız açısından çok zararlı şeyler bunlar. Burada da sorumlu olduğumuz tek şey akıl sağlığımız. Diğerini  önemsememize gerek yok. Şey.. aslında var, yani en azından öyle davranmalıyız işte. Beden sağlığımız önemliymiş gibi davranmalıyız, normalmiş gibi yapmalıyız ki akıl sağlığımızı da koruyabilelim. Yoksa ne önemi var bedenin? Öyle değil mi? Yani asıl söylemek istediğimi anlıyorsun değil mi?


- Kesinlikle. Kendi fikirlerini çürütmek için yanıp tutuştuğunu anladığım kadar ne söylemek istediğinin de farkındayım. Acı çekmediğimiz bir yerde; insanların, içindeki şiddet isteğini boşvermelerini istiyorsun. Peki bunu niye yapsınlar? Yani evet, eğer bedenlerimize zarar veremiyor olduğumuz gerçeğini unutmayı başarırsan kendine bazı sorumluluklar eklemeyi de başarırsın, sağlıklı olmak, şiddet eğiliminden uzak durmak falan gibi… Ama niye böyle birşey yapasın ki? Evet kabul ediyorum, bu çöl bazen çok sıkıcı olabiliyor. Sorun buysa, kendine daha iyi bi meşgale bulabilirsin.

Sanki her şeyi biliyormuş gibi konuşuyordu. Kendinden fazla emindi. Alay edercesine cümleler arasında burnundan tıslayarak gülüyordu. İnandırıcılığını yitirmesine sebep oluyordu bu tavırları, fakat kendi fikirlerime tutunmama yardım etmediği de kesindi.


hikâyeden…

Sanırım artık bunu aşmamız lazım. Acı çekmediğimiz ortada. Asla kimse kendisini veya kimseyi öldüremeyecek. Bunu anlayın. Yani kendimizi kesip biçmenin hiçbir manası yok. Üstelik çok iğrenç. Normalde kusarsın, acısını çekersin ve bünyen ile zihnin normale dönmeye başlar. Çok içtiğinde bilinçli olarak kusmak gibi. Ama kusma dürtüm olmadığından, acıyı bir kere çekip normale dönme seçimine sahip olmadığımdan, durum daha iğrenç bir hâl alıyor.

Şaka bir yana, insanları; birbirlerini kesip biçerken, etlerini kemiklerinden ayırırken izlemek, bu “kaos partileri“ne katılmak, insanın midesini epey bulandırıyor. Ama dediğim gibi, kusma dürtünüz yok.

Aslına bakarsanız kusma dürtünüzü zamanla kaybediyorsunuz. Çünkü kustuğunuzda o acıyı hissetmeniz lazım ki beyniniz normal dünyaya, anormal olarak yaftaladığı şeylerden uzak bilinçsizliğine dönebilsin. Ama eğer acı hissetmiyorsanız, bilinç, anormallik, trip ya da nasıl isimlendirmek istiyorsanız o şeyden çıkamıyorsunuz. Zamanla kusmak manasızlaşıyor, isteseniz bile yapamıyorsunuz.

Üstelik kaos partileri bu kadarıyla da sınırlı değil. İşin içinde yamyamlık ve cinsellik de var. Cinselliğin herhangi bir şeye dahil edilmesi o kadar garip değil. Bilirsiniz, eğer bir şey varsa, pornosu veya fetişi de vardır. Ama yamyamlık…

Sanırım insanlık olarak umutsuz vakayız…


Olivia Anna Livki - Hologram

I would like, I would like, I really would like some company.
I would like, I would like, I really would like some company.
You see, I would like you to provide me with some company.
But I would like to know more about your company…
So I….

I go to the ministry. And everytime I come around everybody’s real nice, everybody’s real nice every time I come around. But there’s just one thing that strikes me, Ma’am. 

Everybody is a hologram. Look!

One two three four…

And three two one…

Makes me get the gun.

See, now when I’m uptight I really would like some company.
See, now when I’m uptight I really would like some company.

See I got this invoice for my TV after a man in a suit came and criminalized me. Then he googled my CV, now he’s coming every Friday for tea and cookies trying to advise me so I…

I go to the ministry. And everytime I come around everybody’s real nice, everybody’s real nice every time I come around. But there’s just one thing that strikes me, Ma’am. 

Everybody is a hologram. Look!

-Sorry I took that gun.

-What was that?

- I don’t know…

-Will you look around? They’re knockin’ at your doors, hone!

-Come on, listen! Listen!

See now when I’m uptight you know I could kill. Cause each time someone’s making me happy against my will.

“Please can I help you Ma’am? Ma’am, I’m a hologram. This place is a hologram. My face is a holo—-a haha. I’m wife to a hologram. My life is a hologram. Your dog is a hologram. (Oh by the way). God is a holo—-a haha!”


hikâyeden…

Duşa girdi… Beş dakika sonra duşakabinin şeffaf yüzeyinde bıraktığı beyaz yapışkan izlere bakarken buldu kendisini.


Kendi vücuduna yabancılaşacak, kendi vücudundan tiksinecek kadar pis hissediyordu. Acele ve beceriksizlikle duş jeli ve lifini aldı. Duş jelini life sıktı. Köpürmeyeceğini fark etti. Lifi suya tuttu, iyice ıslattı, fakat döktüğü jel de heba oldu, aktı gitti. Tekrar jel sıktı life. Göğsünün ortasındaki kıllı yerden başladı lifi sürmeye. Daha iyi köpürtebiliyordu bu şekilde. Sonra göğsünün ortasından bütün vücuduna yaymaya başladı köpükleri. Elini izliyordu, bir yandan da elindeki lifi, lifin köpük oranını ve geçtiği yerlerde yeterince köpük bırakıp bırakmadığını. Kendini bildi bileli göbeğinde olan benine takıldı gözü. O kıl hep o benin üzerinde miydi yoksa yeni mi çıkmıştı emin olamadı. Kafasını beni ile ilgili kötü ihtimallerden uzaklaştırmak istedi. Bu istek, derhal temizlenme isteği ile birleşti ve bütün vücuduna hızla sürmeye başladı lifi. Birazcık daha ıslattı, biraz daha duş jeli sıktı -bu sefer elini korkak alıştırmadan-, hızla ve neredeyse öfkeyle köpürtüyordu her yerini.


Duşun şeffaf yüzeylerine sıçrattığı köpüklere baktığında filmlerdeki cinayet sahneleri geldi aklına. Duşta katledilmiş birinin kanı gibi duruyordu beyaz sabun köpükleri. Köpüklerin arasındaki inatçı lekeleri, iğrenç bir virüs, bir sülük gibi şeffaf yüzeye yapışmış duran beyaz yoğun lekeleri seçebildi. Birisi daha katledilmişti duşta. Kanlarının renkleri aynıydı. Birbirlerine genetik yakınlığı olan iki türün bireyleri bir duşun içinde katledilmişlerdi sanki. Yüzü buruştu tiksinmeyle. “Ne katliam ama!” dedi. Sonra hüzün ve rahatlama ile karışık bir acımaya dönüştü ifadesi. “İyi ki yahudi değilim. Yoksa karmamın ırkçı piçin teki olduğunu savunurdum…” Uzun bir soluk verdi rahatlayarak. “İşte o zaman insanlar sıyırdığımı düşünürdü.”


FAITHLESS - Mass Destruction

[CHORUS]

Whether long-range weapon or suicide bomber
Wicked mind is a weapon of mass destruction
Whether soaraway Sun or BBC 1
Misinformation is a weapon of mass destruct
You coulda Caucasian or a poor Asian
Racism is a weapon of mass destruction
Whether inflation or globalization
Fear is a weapon of mass destruction

My dad came into my room holding his hat
I knew he was leaving,
He sat on my bed told me some facts.
Son, I have a duty, calling on me
You and your sister be brave my little soldier
And don’t forget all I told ya
You’re the mister of the house now remember this
And when you wake up in the morning give ya momma a kiss
Then I had to say goodbye
In the morning woke momma with a kiss on each eyelid,
Even though I’m only a kid
Certain things can’t be hid
Momma grabbed me
Held me like I was made of gold
But left her inner stories untold
I said, momma it will be alright
When daddy comes home, tonight

[CHORUS]
Whether Halliburton, Enron or anyone
Greed is a weapon of mass destruction

We need to find courage, overcome
Inaction is a weapon of mass destruction (x3)

My story stops here, let’s be clear,
This scenario is happening everywhere.
And you ain’t going to nirvana or far-vana,
you’re coming right back here to live out your karma.
With even more drama than previously, seriously.
Just how many centuries have we been
waiting for someone else to make us free?
And we refuse to see
that people overseas suffer just like we:
Bad leadership and ego’s unfettered and free
Who feed on the people they’re supposed to lead
I don’t need good people to pray and wait
For the lord to make it all straight.
There’s only now, do it right.
‘Cos I don’t want your daddy, leaving home tonight

[CHORUS]
Whether Halliburton Enron or anyone
Greed is a weapon of mass destruction

We need to find courage, overcome
Inaction is a weapon of mass destruction (x3)